Pazar, 20 Nisan 2014
MEHMET AKİF ERSOY VE VATAN SEVGİSİ PDF Yazdır ePosta
HÜSEYİN KÖMÜR tarafından yazıldı   
Perşembe, 15 Mart 2012 14:33

 

MUSTAFA UÇURUM YAZDI...

 

Mehmet Akif  ERSOY deyince ilk önce akla İstiklal Marşı, İstiklal Marşı deyince  de akla Mehmet Akif ERSOY gelir. Bu ikisini birbirinden ayırmak mümkün değildir. Mehmet Akif ERSOY vatan ve millet şairi olarak millet sinesinde yerini almıştır.1906’lı yıllarda felaketlerin Osmanlı için gelmekte olduğu bir zamanda vatana ve Akif’in vicdanına inen en büyük darbe Arnavutluk isyanı oldu. Aslı Arnavut olan Akif bu isyana duyduğu öfkeyi şu veciz mısralarda ifade ediyordu.

 

 

 

                                Hani milliyetin İslam idi kavmiyet ne.

 

                                Sarılıp sımsıkı dursaydın milliyetine.

 

                                Arnavut ne demek var mı şeriatta yeri.

 

                                Küfür olur başka değil, kavmi sürmek ileri.

 

 

 

Bu isyan tüm Balkanları içine almış. Şanlı Osmanlı asırlardır huzur dağıttığı topraklardan çekilmekle karşı karşıya kalmıştır. Bu elim facialar Akif’i can evinden vurmuştu. Fakat Osmanlının içine düştüğü durum Akif’teki ümidi kıramamıştı. Çünkü milletler ümidini kaybetmediği sürece felaketler milletlerin geleceğini tayin edemez. Milletin içine düştüğü ümitsizlik girdabına karşı Akif:

 

                       

 

                        Sahipsiz bir milletin batması haktır.

 

                        Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.

 

                                  

 

Şahlanmasıyla mukabele ediyor ve ümit dağıtıyordu. Ne yazık ki kader fetvasını vermiş balkan harbinden sonra daha yaralar sarılamadan birinci dünya savaşı patlak vermiştir. Osmanlı’da kendini bir anda bu savaşın içinde buluvermiştir. İki yüz yıldır Osmanlının içinde bulunduğu acı durum Mehmet Akif ‘in ruhunda yaralar açmış onu bir ışık arayışına düşürmüştü. Bu ışığın hasreti şu mısralarda dile getirilmiş:

 

                       

 

                                   O nuru gönder ilahi asırlar oldu yeter

 

                                   Bunaldı milletin afakı bir sabah ister

 

 

 

            Savaşın mağlubiyetle neticelenip düşmanın yurda ayak basması Akif i harekete geçirmiş memleketin değişik yerlerinde ateşli vaazlarla milleti uyandırmaya çalışmıştır.

 

                                  

 

Mehmet Akif kurtuluş savaşının başlamasıyla boş durmamış Kastamonu da Eşref Edip ile beraber Sebülürreşat gazetesini çıkarmış. Bu gazete de yayınlanan yazılarıyla imanın alevlendirdiği ümit ışığını, kararmış gönüllere nakşetmiştir. Bu gazetenin yaydığı iman ve heyecan davası Maraş’ta kahramanlık, Urfa da şan, Antep’te gazilik meydana getirmiştir. Bu sebeple Rusya bu imanını söndüremediği milyonlarca Türk ün uyanmasından korkarak Sebülürreşat Gazetesinin Ülkesine girmesini yasaklamıştır.

 

            Yunan ordusunun Bursa’ya girmesi ile Ankara’ya Meclise gelen Akif, Meclisin Kayseri’ye taşınma kararıyla karşı karşıya kalmıştır. Meclisin Ankara’da kalmasını Sakarya’da yeni bir müdafaa hattı kurulup düşmanın orada karşılanmasını teklif etmiş. Bu teklif kabul görmüştür.

 

Değil mi cephemizin sinesinde iman bir;
Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir;
Değil mi ortada bir sine çarpıyor, yılmaz,
Cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarılmaz

 

            Mısrası onun bu fikrinin nazımlaşmış halidir. Bu teklifin kabulü ile sökmeye başlayan istiklal şafağında Ankara da bir marşa ihtiyaç duyulmuş, bunun için de yarışma açılmış,  en güzel marşı Mehmet Akif yazabilir kanaati oluşur. Bu konuda kendisi ikna edildikten sonra “Ordumuza” diye ithaf ettiği şiir marş olarak kabul edilir.

 

            Vatan sevgisi Akif’i o kadar coşturmuş ki şöyle haykırıyordu;

 

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.
   

 

                                  

 

            Akif uğruna can verilen mukaddes değerlere değerlere bağlılığını ise şöyle anlatıyordu;

 

Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

 

 

 

Evet, vatanımızın ve istiklal marşımızın şairi Mehmet Akif ayyıldızlı bayrağımızın semalarda hür bir şekilde şanla şerefle dalgalanmasını istiyordu. Hürriyet ve istiklalin Hakka tapan milletinin hakkı olduğu gerçeğini şöyle ifade ediyor;

 

 

 

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!

 

 

 

Bizlere bu vatan sevgisi ve hürriyet sevdasını aşılayan İstiklal Marşı Şarimiz Mehmet Akif Ersoy’u rahmet ve minnetle anıyoruz.

LAST_UPDATED2
 

Bunlari Biliyor musunuz

Kirli kar, temiz kardan daha kolay erir.
Yunan serpuşu olan fesi giymek uygun olur da, şapkayı giymek neden olmaz? Ve yine onlara, bütün millete hatırlatmak isterim ki, Bizans papazlarının ve Yahudi hahamlarının özel elbisesi olan cübbeyi ne vakit, ne için ve nasıl giydiler?
Kemal Atatürk - 1925

İstatistik

mod_vvisit_counterBugün7735
mod_vvisit_counterDün5860
mod_vvisit_counterBu Hafta31735
mod_vvisit_counterBu Ay108882
mod_vvisit_counterToplam5880640